Şehrini Savun Arkadaş, O seni savundu yıllarca!

0

Almanya’nın Saksonya eyaletindeki bir şehirdir Dresden. Nüfusu sadece 500-600 bin, ötesi yok!…. Dresden kentini temsil eden futbol takımı Dynamo Dresden’dir. Dynamo Dresden yıllarca alt liglerde mücadele etmiş, 1900’lü yıllardan beridir Bundesliga görmemiş bir ekiptir. En büyük başarıları 3.lig’den 2.lig’e çıkmak yani!… ”Buna rağmen” (bakın buna rağmen diyorum, çünkü ”Türkiye’de takım sevmek başarıya endeksli!…”) her maçını tıklım tıklım dolu tribünler önünde oynamıştır, hala da oynuyor. Gün farketmez, hedef farketmez, saat farketmez, şartlar ne olursa olsun, bu şehrin emekçileri, gençleri, yaşlıları, çocukları her türden dil, din,ırk,cinsiyet farketmeksizin Dresden kentinde ikamet eden vatandaşlar gönülden destek vermeye gelirler. Çünkü bu şehirde yaşıyorlar. Başka destek verecekleri, maçına gidecekler, yürekten gırtlak patlatana kadar bağıracakları bir takım yok! Ha bu şehirde Bayern’i, Dortmund’u destekleyen var mı? İllaki var… O da şüphesiz futbolla pek yakından alakası olmayan kişiler… Hani kimi tutuyosun dersin Türk insanına, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş der… Neden dersin? Şampiyonluğa oynuyor, iyi takım, tribünleri doluyor, veya babam fenerli, annem galatasaraylı, böyle yetiştirildim gibi gibi bir çok cevap!… Tıpkı bunlar gibidir Bayern’i, Dortmund’u Dresden kentinde yaşayıp destekleyen insan sayısı, ama çok nadirdir, futbolla alakası olmayan insanlardır… Dresden’den bahsedelim biraz. Dresden, bu sezon Bundesliga II’de ligi 5. sırada bitirdi 50 puanla. Yani en yakın hedef playoff’du, 16 puan gerisinde kaldılar. Lig boyu aslında pek bir belirlenen hedef yoktu. Yeni çıkmışlardı çünkü…Geçen sezon 3.ligde Şampiyon olurken nasıl 30.000 kişiye oynadılarsa bu sezon hiçbir hedefleri olmamasına rağmen yine, aynı şekilde 30.000 kişiye oynadılar! Çünkü, bahsettim ya! Şehir, başarıya endeksli destek vermiyor takımına!… Bu şehirde yaşıyorsam, bu şehir benim diyor, bu takım benim diyor. Maçına gidemeyeceğim, cefasını çekemeyeceğim Bayern’i, Dortmund’u sonsuz Şampiyonlukları olsun, ben ne yapayım? Diyor! Haksızlar mı? Haksızlar mı İstanbul takımı tutan arkadaşlar size soruyorum? Bu adamlar yanlış mı yapıyor?…

Gidelim İngiltere’ye. Futbol’un, Futbol olduğu, doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı yere.

Premier Lig’i anlatmama gerek yok sanırım. Biraz futbolla alakanız varsa Premier Lig’de her takımın tribünlerini bir koltuk dahi boş bırakmadan doldurduğunu bilirsiniz.

Bunun için biraz alt liglerden örnek vermek istiyorum, Champhionship’den. Bu sezon maddi problemler başta olmak üzere yönetim, oyuncu, bir çok sorundan dolayı lige çok erken havlu atmak zorunda kalan, ve sadece 23 puan toplayarak ligden düşen Rotherham United’a (en yakın rakibinin 20 puan fark gerisinde) bakacağız. Rotherham United, geçen sezon ligde kalmayı zar zor başarmıştı, 12 bin kişilik statlarında geçen sezon her maç tıklım tıklım dolu tribünler önünde oynamışlardı. Bu sezon ne değişti? Takımları küme düştü, çok çok erken düştü hatta. haftalar öncesinden. Averaj takımı oldular, ama terk ettiler mi? etmediler Tribünleri boş bıraktılar mı? bırakmadılar. Chelsea’ya, ManU’ya, City’e döndüler mi? dönmediler. Şehirlerine küstüler mi? küsmediler. Her türlü olumsuzluğa rağmen bu sezon yine FULL’e oynadılar! E bu insanlar gerizekalı mı? Deli mi? Yani cidden problemliler mi? Ülkede Manchester United, Chelsea, Liverpool, City gibi takımlar varken Rotherham’ı tutuyorlar? Bu soruyu soran arkadaşlar olacaktır illaki. Varsın sorsunlar. Şehrinin kuytu kenarında o acıyı yaşamak bile daha onurludur, gururludur. Çünkü bu çocuklar, şehrine ihanet etmedi, yaşadığı yeri hiçe saymadı. Televizyon’dan Chelsea’nin Şampiyonluğunu kutlamadı! Stadyum’dan Rotherham’ın düşüşünün acısını ”içten” yaşadı! Hangisi daha gerçekçi sizce??!

Ama hep bu çocuklar üzülecek, hiç gülmeyecekler gibi bi anlam çıkmasın. Elbet gülecek #ŞehriniSavunanlar…

Hollanda Eredivise’de bu sezon küme düşen takımlar

Go Ahead Eagles
Nijmegen ( Play out )

Go Ahead Eagles, haftalar öncesinden küme düşmesi matematiksel olarak kesinleşmiş, Eredivise’den ilk düşen takım. Geçen sene 2.Lig’i 6. sırada bitirip Playofflarla çıkmışlardı Eredivise’ye. Bu yolculukta Deventer şehri takımının her zaman olduğu gibi destekçisi olmuş, 9 bin kişilik stadyumu sezon boyu doldurarak 9 bin ortalamanın yakalanmasını sağlamıştı. Bu sezon iyi kadro kurulmadı, hedefler ligde kalma üzerine kuruluydu, olmadı başaramadılar. Ama, Şehir yine yanında oldu GAE’in. sezon boyu yine 9 bin ortalamayı buldular, küme düşmeleri kesinleşti, hedefsiz , amaçsız maçlar oynadılar. Ama her zaman olduğu gibi saat, tarih şaşmadı, Devenger şehri Go Ahead Eagles’in arkasından geldi, yalnız bırakmadı. ”Düştüysek beraber düştük, yine beraber çıkacağız”… Küme düşmeleri kesinleşmesine rağmen, hedefsiz lige veda maçına 8 bin kişi geldi, stadyum yine doldu. Yürekten haykırdılar ”Biz yine seni seveceğiz, biz yine şehrimizi ayakta tutacağız”… Maç bitti, takımı alkışladılar, belki canları acıyordu, gözlerinden damla damla yaşlar süzülmelik oldu, ama içlerinde hep o ”rahatlık”, ”gurur” var olacak, Bunun da bilincindeydiler. Seneye bakın takım demiyorum, ”şehir” 2.lig’de yine şampiyonluğa oynayacak! Yine Ajax’a, PSV’ye boyun eğmeyecek! Yaşayın çocuklar…

165 BİNLİK ŞEHİR, HER HAFTA DOLU STADYUM.

Ligi 16. sırada bitirip, Playoutlarda Nac Breda’ya elenerek küme düşen Nijmegen’e bakalım şimdi de, Nijmegen, bu ligin en köklü ekiplerinden… Kuruluş tarihi 1900. 117 yıllık tarihinde bir çok an’a tanık olmuş, dibi de, zirveyi de görmüştü Nijmegen. Bu sezon özellikle ligin ikinci yarısındaki olumsuz havayla son sıralarda yer aldılar ve kümeye düştüler. Bu süreçte 34 haftanın 34’ünü de dolu tribün önünde oynadılar. Goffertstadion, 12.500 kişilik, şehrin içinde yer alan pek de modern olmayan bir stadyum. Küme düştükleri bu kötü sezonda, bu stad 12 bin ortalamayla doldu! Nijmegen belki takım olarak küme düştü ama, şehir o stadı her zaman doldurmaya, o desteği her zaman vermeye devam edecek. Tıpkı 2 sezon önce 2. Lig’de her maç full çektikleri gibi!…

Neden hep düşen takımlar?

Türkiye’de düşmek bir kenara, Avrupa’ya oynayan klüplerin bile tribünleri boş kalıyor. Bir İstanbul sevdasıdır ki tutturmuş gidiyor. Bunu görelim, insanlar yaşadıkları şehir dışında takım tutmuyor küme düşseler bile… ”küme düşseler bile…” bu biz anadolu takımı tutanlar için pek uzak bi kelime değil aslında. Çünkü çoğu kez bu duyguyu tatmışızdır, lakin istanbul takımlarını tutup, şehrinin takımını tutmayanlara çok çok uzak gelebilir ” başarıya endeksli sevdalar ” bu örnekler de bundan!

Hollanda Ligi’nde genel ortalamalara bakalım

Utrecht, bu sezon Avrupa Ligi’ne katılma hakkı kazandı, her sezon olduğu gibi tribünler yine doluydu.
Kapasite 23 bin.
Bu sezon doluluk 19 bin

Zwolle, sıradan her sene ortalara oynayan bir takım. Bu sezon biraz zor kurtuldular küme düşmekten gerçi ama… Şehir nüfusu 120 bin. Stadyumlarının kapasitesi 13.200, bu sezon ortalama 12.900 kişiye oynadılar! Düşünün…

Willem II, tıpkı Zwolle gibi, ligi orta sıralarda bitiren takımlardan biri. 200 binlik Tilburg şehrini temsil ediyorlar. 14 bin kişilik stadyumları bu sene ortalama 12.800 kişiyle doldu. Hedefleri neydi? Ligde kalmak. Başardılar…

Bunun gibi örnek çok. Türkiye hariç hemen hemen her ülkede böyle. İnsanlar yaşadıkları şehrin takımını tutarlar. Şampiyonluklar, bulunan ligler, hedefler, kalite hiç önemli değildir. O tadı almaktır önemli olan, damağında hissetmektir. Hollanda’da o ülkelerden biri.

La Liga’da 22 puan, -50 averajla küme düşen Granada, ortalama 15 bin kişiye oynadı bu sezon. Süper Lig’i ikiye katladılar. Neden Barcelona – Real Madrid gibi her sene kupa canavarı takımlar varken Granada’ya gönül verip, şehirlerini, takımlarını yalnız bırakmadılar? Sevda var işin içinde… Onlar başarıyı sevmediler, kendi şehirlerinin kendi takımlarını sevdiler. Kalpten, gönülden, yürekten…

Neden hep küme düşmüş takımlara örnek veriyorum? Çünkü her türlü olumsuzluğa, olumsuz havaya rağmen bu tribünleri tıklım tıklım nasıl doldurduklarını, başarı aşığı olmadıklarını görün istiyorum. Granada geri dönecek! Şimdi akan hüzün gözyaşları, gün gelecek sevinç gözyaşlarına dönüşecek. Bu şehri yalnızlığa terk etmeyenler o gururu daima yaşayacak!

Kısa Bilgi: Alttaki takımlar bu sezon hedefi olmamalarına rağmen tribünleri boş bırakmayıp yaşadığı şehre sahip çıkan insanların oluşturduğu takımlardan sadece bir kaçı…

Deportivo: 22 bin
Real Betis: 33 bin
Bilbao: 42 bin
Gijon: 23 bin
Las Palmas: 20 bin
Espanyol: 20 bin
Granada: 15 bin
Leganes: 10 bin

Deplasman demek;

Bir otobüste yüzlerce kişinin saatlerce yolu kıvrıla kıvrıla, sıkışa sıkışa birlikte gitmesi demektir. Cefa’dır, ama tatlıdır. Saatlerce yolu uykusuz gitmek, verilen arada elini yüzünü yıkayıp bi hava aldıktan sonra tekrar binip yola devam etmek, o esnada otobüstekilerle besteye girmek… Belki yorar, yıpratır, halsiz düşürür… Ama otobüsten inip o stada girdikten, o havayı soluduktan sonra insanda ne yorgunluk kalır ne halsizlik. Yaşadınız mı bu duyguları? Sahi size her maç deplasmandı ya! Hiç ev sahibi olmadınız ki… Nereden bilesiniz deplasman nedir? İmreniyosunuz, istiyosunuz, ama vazgeçemiyosunuz kupalardan, başarılardan, Savunamıyorsunuz şehrinizi… Yanlış yoldasınız.


Samsunspor’lu bir çocuğun videosu var, hani reklam için yapmışlar… Ne kadar anlamlı değil mi? Babası diyor, ben çok üzüldüm, çok ağladım, oğlum ağlamasın istedim… Ama küçük kardeşimiz gururla söylüyor, başı dik: ”Ben Samsunspor’lu oldum, ve bundan da gurur duyuyorum” Gurur duy güzel kardeşim, sen yanlış yapmadın. Siz, hegemonya’ya boyun eğmediniz, gün gelecek güleceksiniz! Başını öne asla eğme. Her türlü olumsuzluğu yaşasan da!…

Gerçekten anlamıyorum…

Giresun’da, Batman’da, Bolu’da, Antalya’da, veya herhangi bir şehirde…

Yaşayan arkadaşlar, neden yaşadığınız şehrin, memleketinizin takımını tutmuyorsunuz?

Kadrosu mu kötü?
Alt liglerde mi?
Şampiyonluğa oynamıyor mu?
Yıldız oyuncusu yok mu?
İyi yönetilmiyor mu?

Bunlardan hiçbiri sebep olamaz tutmamanıza. Sen destek vermezsen, diğeri destek vermezse? Ne olacak halimiz? İspanya’da, İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da, Polonya’da, daha sayamayacağım bir çok şehir ülke, kıta… Yaşanılan yer neresi ise oranın takımına gönül verilir, hadi vermesen bile desteklenir. Türk arkadaşlar… İstanbul hegemonyasına boyun eğenler…sizin için Üç İstanbul klübüne özel lig açalım diyorum? ne dersiniz? Aranızda maç yapıp durursunuz! Biz de bizi savunan şehrimize gönül verenler olarak ayrı bir lig açsak fena olmaz sanki!

Biz, bulunduğumuz şehrin takımlarına destek olan kişiler olarak:

Maç günü atkımızı takarız, giyinip kuşandıktan sonra sabahın erken saatlerinde şehrimizin meydanına ineriz. Diğer arkadaşların da gelmesiyle, hep birlikte şarkılar, besteler, tezahüratlar eşliğinde omuz omuza stadyuma doğru yürürüz. Yoldan geçenler kornalarla, ıslıklarla destek verir. Stad’a girdikten sonra tanımadığımız kişilerle maç sohbetine başlarız.

+bugün ne yaparız acaba?
– Rakipte eksik oyuncular fazlaymış
+ oo iyi iyi tribünler de dolacak bugün
– kazanmak şart
+ bu şehir,bu taraftar hakediyor bunu.

maç saati yaklaşır, coşku git gide artar, havaya girilir, daha yürekten bağırılır, maç başlar, tezahüratlar sürer….

Maç bittiğinde stadyumdan çıktıktan sonra o an ruh hali maçın sonucuna göre de farklılık gösterebilir, bindiğin dolmuşta seninle aynı duyguları, hisleri taşıyan bir sürü insan… Güzeldir! üzüntünü paylaşırsın, bir de dolmuşta sürer maç muhabbeti. Geleceğe dair konuşmalar, haftaya ne yaparız? vesaire…

Tüm bunların verdiği keyif gerçekten ”paha biçilemez”

PEKİ YA BUNLARI YAŞAYAMAYANLAR?

Hayatında belki de tuttuğu İstanbul takımının maçına gitmemiş olanlar?
Forması, atkısı takımının eşyası bile bulunmayanlar?
Hiç ev sahibi olamayanlar?
Takımını televizyondan bile izleyemeyenler?
Kupa – Başarı hastaları?
Küme düşme hissini yaşayamayanlar?
Hegemonya’ya boyun eğenler?

Bence çok şey kaçırıyorsunuz. Şu ana kadar kaçırdıklarınızın haddi hesabı bile yok zaten! Çok geç olmadan dönün bu yoldan….

ŞEHRİNİZE GÖNÜL VERİN. ŞEHRİNİZİN TAKIMINI TUTUN!

#ŞehrininTakımınıTut

YAZAR: Forza Kızıl @ForzaKizil

CEVAP VER